İş Görüşmesi

Üniversite zamanları… Tüv Süd firmasının düzenlemiş olduğu QUICK MBA programındayız. Mülakat teknikleri, sunum teknikleri, eğiticinin eğitimi, müzakere becerileri ve dinamik yönetim becerileri alanında eğitiliyoruz. Dersin konusu mülakat teknikleri. Eğitmenimiz Fırat Çapkın. Kendisi saatlerce hiç sıkılmadan dinleyebileceğim çok başarılı bir eğitmen. Ama hoca bana taktı! “Turizmci çık sahneye, seninle bir mülakat örneği yapacağız” dedi.

Derste olması gereken anlatılırken, canlandırma da asıl olanı yaptık biz orada. Klişe sorular üzerinden bir mülakat örneği, önceden planmış cevaplar. Sonrası aslında olması gereken kısmıydı. Eğitimi aldık. Bir nevi altın bileziğimiz var. Bu konuda eğitim vermesek de iş görüşmesi yaparken işimize yarar. Birkaç iş görüşmem oldu. Büyük bir kısmı canlandırmış olduğumuz “olmaması gereken” iş görüşmesi örneğine birebir uyuyor.

Bir IK düşünün. Arama motorlarına “mülakatlarda sorulacak sorular” yazıyor. İlk çıkan sorulardan işine geleni listeliyor. Adaylarla tanışma tamamlandıktan sonra, sırasıyla bu soruları soruyor. Verilen cevap aslında onun için önemli değil. Çünkü görüşme formalite. Zaten kapıdan girdiğinde karar verilmiş oluyor. Cv iyi, eli yüzü düzgün! Çok maaş istemiyor! Sorular tamamen formaliteden. Tabi ki mülakatlara hazırlanmanız, en iyi şekilde kendinizi ifade etmeniz gerekiyor. Ama mülakata gitmeden önce engizisyon mahkemesine çıkıyor gibi hissetmenize de gerek yok.

Plaza dili diye tabir edilen dile çalışmanıza gerek yok. Zira şirketler Türkçe’nin bu şekilde katlediliyor olmasına karşı cephe almaya yavaş yavaş başladı. Aralara İngilizce kelimeler serpiştirerek daha çok şey biliyor olmuyorsunuz. Bir gün karşınıza biri gelip “ Toplantıyı set edelim. Sunumu da print out yapıp copysini elimizde tutalım. Strong prosesleri outsource yapmalıyız. Gerekli reaction’ı alamıyorsak push edelim. Resolved kapatılmayan soft skill problemler varsa angaje olup handle edelim. Discuss yapıp agree olduysak, justification’ı tamamlayıp lead edelim” derse;  ilk company event’te ona bir Türk Dili kitabı hediye edin. Ya da internetten sale yapıp, bedelini pay ettikten sonra masasına kadar send edebilirsiniz!

Son zamanlarda yüzümüzü tekrar Arap coğrafyasına çevirdiğimiz şu günlerde, oldu olacak plaza dilini de buna göre revize edelim.   Acilen bir celsefun ayarlayalım. Karrara etmemiz gereken siyahatunlar var. Üretimin husubetununu arttırmak için sahayı lahaza etmemiz gerekiyor. Güncel personel ratibunlarını personele tasrihun etmeliyiz. İşe gelmeyen personellerle kifahun etmek için bir talimat cehheze edelim. Talimatta münemmekun ifadelerden kaçınalım. Mümkün olduğunca vadihun olsun.

Bu konu hakkında Gülse Birsel ve Bülent Eczacıbaşı’nın Marka 2016 konferansında ki konuşmasını izlemenizi tavsiye ederim.

İş başvurusu yapmadan önce kendinizi tanıyor olmanız çok önemli. Sonrasında nereye başvurduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Kariyerinizi para lazım mantığıyla kariyer sitelerinde gördüğünüz tüm ilanlar için “başvur” butonuna tıklayarak şekillendiremezsiniz. Bu şekilde başvuru yaptığım dönemde bir otelden; “ kardeş sen bize fazla gelirsin, biz daha çok asgari ücretle çalışacak joker eleman arıyoruz. Lojman da veremeyiz, otel boş olduğunda bir odada kal diyeceğim emme garantisi yok” demişti. En azından hiçbir şekilde dönüş yapmayan işletmelerde olmadığı için takdirimi kazandı. İş arama sürecimde egoma dokunan sözleri de özgüvenimi arttırdı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *