İletişimsizlik

İletişim tanımlarına genelde iletişim; ‘insanlık tarihi kadar eskidir’ cümlesiyle başlanır. İlk insanlarda iletişim şekillerini buraya yazmamı beklemeyin, bir gün vlog işine girersem seslendirmeye çalışırım. İşaretlerle, seslerle canlılar bir şekilde iletişim kurmayı başarmış. Günümüzde iletişim imkanları inanılmaz derecede gelişmiş durumda ama iletişim kurma yöntemleri eski çağları aratmaya başladı. Dünya çapında yorum yapabilecek kadar gezmedim ama ülkemize bakacak olursak sözlü ve yazılı iletişim dışında daha ilkel iletişim yolları geliştiriyoruz(?). Şşşş! Hooop! Vb. seslenme ünlemlerinin yanı sıra ismini bilmediğimiz insanlarla, önce adlarını sorup iletişim kurmak yerine, birader, bacım, gibi standart kelimeler, ayrıca ikinci dereceden akraba muamelesi yaparak iletişim kurmaya çalışıldığı da oluyor.  Amca oğlu, dayı gibi… Yaş ayırt etmeksizin kadınlara, yenge, abla gibi hitap şekillerinde azımsanamayacak kadar çok. Bunlarda yine saygı, içtenlik gibi kavramlardan bahsedebiliriz fakat asıl sorun iletişim kuramamak. Bunun birkaç sebebi olabilir. Örneğin;

Çalıştığım şirkette ihracat yüklemelerine eşlik ettiğim oluyor. Yeri geldiğinde yabancı şoförlerle, gümrükçülerle iletişim kurmaya çalıştığım da oluyor. Yine bir ihracat yüklemesinin olacağı bir gün sabit hattan beyefendinin(?) biri aradı. ‘ Kardeşim hayırlı işler, kolay gelsin’ şeklinde samimi bir ifadeden sonra ettiğim teşekkürün ardından, ‘ Bak şimdi sizin orada bir araç var, şimdi güzelce bir A4 kağıdına benim iletişim bilgilerimi yazıp çıktı alıyorsun! Şoföre teslim ediyorsun. Bir sorun olursa beni arasın’ dedi.

İlk sorun şirket olarak kullandığımız A4 kağıtlarının beyefendinin güzel olarak tabir ettiği A4 kağıtlarından olup olmadığı. Diğer sorun ise A4 kağıdına yazı yazıp sonrasında nasıl çıktı alıyorum? Anlam verebildiğim tek nokta ise şoföre bir kağıt vermem gerektiği… İçimden geçen cevap ‘maaşta anlaşırsak neden olmasın’ olmasına rağmen kurumsal kimliğin dışına çıkmayarak sineye çektim. Sırf bu yüzden telefonu kapatırken de ‘başka bir emrin var mı reis?’ diye soramadım. Bir top A4 kağıdı içerisinden seçtiğim en güzel A4 kağıdına beyefendinin iletişim bilgilerini yazıp çıktısını aldıktan sonra(?) aracın yüklemeye alınıp alınmadığını teyit etmek için yüklemeyi yapacak arkadaşı aradım. Onlarda benim aramamı bekliyormuş. ‘Gözünü seveyim gel, biz bu adamla anlaşamıyoruz’ dediler. Gittiğimde bu iletişimsizliğin sebebini anladım. Adam yabancı, İngilizce bilmiyor. Onun dilinden de biz anlamıyoruz. Ve ben bu adama eğer gümrükte bir problem olursa bu güzel A4 kağıdına yazılı numarayı aramasını anlatmak zorundayım…

Problem evrensel bir kelime diyebiliriz. Arama kısmını da elimi telefon şekline sokup kulağıma götürerek anlatabilirim. Geri kalanında da bağırarak Türkçe konuşursam anlar diye düşündüm. Tabi bu düşünceler uluslararası tır şoförlüğü yapan adamın cep telefonu kullanmadığını öğrenmemle uçtu gitti. Adamla bir dakika boyunca yaşadığımız diyalog;

Ben: Problem olursa ( bağırarak ) ara ( telefonla konuşma canlandırması )

Şoför: Problem yok

Ben: Olursa ara

Şoför: Telefon yok

Ben: Nasıl yok! Telefon yok problem var

Şoför: Problem yok telefon yok

Ben: Telefon yok problem

Şoför: Problem yok

Ben: Telefonun olmaması problem

Şoför: Telefon yok problem yok

Ben: Telefon yoksa problem var

Şoför: Problem yok telefon yok

Adama iki kelime olsa da Türkçe öğretmiş olmanın vermiş olduğu gururla A4 fetişi beyefendiyi aradım. Onunla aramızda geçen diyalog, ortak dilimizin olmadığı şoförle olandan daha enteresan;

–          İyi günler,  bu şoförün telefonu yok

–          Bak kardeşim! Ben adamın telefonunu bana ver demiyorum, benim numaramı ona vereceksin!

–          Bakın! Bu adamın numarası değil, cihaz yok.

–          Nasıl yok?

–          Yok işte beyefendi, telefon kullanmıyormuş.

–          Neden?

–          Nerden bileyim beyefendi, bu adamın dilinden anlıyorsanız konuşturayım sizi aranızda anlaşın

–          Kardeşim adamın telefonu yoksa ben adamla nasıl konuşacağım?

–          Bak! Benim olan telekomünikasyon cihazını şoföre vereceğim, kulağına götürecek ve siz onunla iletişim kuracaksınız. Sonra şoförden benim olan cihazı geri alıp işime bakacağım.

–          Anladık kardeşim geri zekâlıya anlatır gibi niye anlatıyorsun!

–          ……

Uzun lafın kısası iletişim önemli arkadaşlar. Doğru, etkili iletişim ise hepsinden önemli. Araç yüklendi, eksiksiz yüklendiğine dair fotoğrafları çektim. Araç kapıdan çıktı, malzeme nasıl gidecek, telefonu olmayan bu adam ailesiyle nasıl iletişim kuruyor? Ailesi var mı? Bu adam ne ayak? Gibi soru işaretleriyle gün tamamlandı. Malzeme sorunsuz teslim edildiğinde rahat bir nefes aldık tabi. Buda bir anı olarak bende kaldı. Şimdide burada kalsın…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *