Anormalleştiremediklerimizden misiniz?

Delilikte övünüyoruz! Yıllar önce psikologlara deli doktoru derlerdi, bırakın gitmeyi biri gitmesini önerdiğinde bile insanlar sert tepki verirdi. Şimdi deliliği kendimize göre tanımlıyor, meziyet sanıyoruz. Ama deliliğin tanımına göre değil, kendi çizdiğimiz deli profiline göre…

Herkesin ağzında “Abi ben normal değilim zaten!” Peki, nedir anormallik? Kimine göre sosyo-kültürel yapının dışına çıkan anormaldir. Kimine göre farklı düşünce tarzına sahip olan anormaldir. Kimine göre kendi gibi olmayan, kendi gibi düşünmeyen, kendi gibi hissetmeyen anormaldir. Bunu düşünenin kendisinin normal olup olmadığı, ya da hangi kritere göre kendini normal statüsüne aldığı merak konusu. O zaman herkes kendini normal statüsünde değerlendirse tüm farklılıklar anormal olacaktır. Görüldüğü gibi işin içinden çıkılmayan bir denklem ile karşı karşıyayız. Bu veriler ile devam ettiğimizde sonuç bellidir. Herkes anormal!

Peki, farklılığınla övünen, anormal olduğunu iddia eden kesim bu durumdan hoşnut olacak mı? Hayır! Kendilerine örnek aldığı ünlü anormalleri itibarsızlaştırmaya çalıştığımı düşünüp beni normal mi ilan edecek anormal mi? Anormal demek normdan uzaklaşmak demektir. Normları kendimiz belirlediğimizde dışımızdaki herkes anormaldir. Yetenekli insanlarda yeteneksizlere göre anormal ise yetenekli insanlar anormalliğini kabul edip karşı tarafı normal mi görür? Ve karşınızda kabul görmüş ünlü anormaller! Salvador Dali, Albert Einstein, William Blake, Nicola Tesla, William Shakespeare…

Psikoloji anormalliği 4D ile tanımlar. Bunlar; distress, deviance, dysfunction ve danger. Yani, sıkıntı, sapma, işlev bozukluğu ve tehlike. Anormallik genel olarak, acı ve bir yönüyle akut ve kronik bireysel acı çekmek demek olan ıstırabı kapsar. Adrian Furnham derlemiş olduğu 50 psikoloji fikrinde anormalliği beş farklı açıdan incelemiştir.

Öznel Kendimizi, davranış ve değerlerimizi normallik ölçütü olarak kabul eden en ilkel fikir,

Nomatif  Bu ise, kişinin nasıl düşünüp davranacağına dair arzu edilen, ideal bir durum fikridir.

Klinik Sosyal bilimciler tıbbi klinisyenler kişinin işlev görme halini etkililik, örgütlenme ve uyumluluk açısından değerlendirmeye çalışırlar,

Kültürel Kültür, giyimden tavırlara, dilden aşka kadar her şeydeki eğilimleri belirler. Kültür bize davranışlarımızın nasıl olması gerektiğini söyler ya da onlara mahkum eder.

İstatistiksel  Mesela IQ puanı üzerinden gidersek popülasyonun yüzde 66’sının puanı 85 ile 115 arasında, yaklaşık yüzde 97’sinin ise 70 ile 130 arasındadır. Yani kalan yüzde 3’lük kesimdeyseniz anormalsiniz.

                “Anormallikteki ölçütlerden biri, anormal davranışa maruz kalan insanlardaki huzursuzluk duygusudur. Ortamda anormalliğe dair net bir kanıt varsa, gözlemciler sıklıkla kendilerini huzursuz hisseder.” Demiş Adrian Furnham. Toplumda kendinizi ön plana çıkaracak başka şey mi kalmadı?

                Bende de bir anormallik tanımı… İş yaşamında, sokakta, her hangi bir organizasyonda, trafikte anormalsiniz. Sosyal hayatınızda tatmin edemediğiniz egonuzu iş yaşamında uygularsanız anormalsiniz. Yürürken yere tükürüyor, karşıdan karşıya geçerken inatla yaya geçidini kullanmıyor, bağıra bağıra ve hatta küfürlü konuşuyorsanız anormalsiniz. Bir konser salonunda arkanızdaki insana konseri 4 inçlik ekrandan izletiyorsanız anormalsiniz. Sinyal verip şerit değiştirmek isteyen bir sürücüye yol vermek yerine aracınızın ön tamponunu öndeki aracın arka tamponunun mahrem alanına kadar sokuyorsanız anormalsiniz. Uygarlığın dayatmaları olarak gördüğünüz kurallar bütünü gezegenin bir tek size ait olmadığı için konulmuştur. İyi ki konulmuş, konulmasaymış ne olurmuş? Toplumda, toplumsal alanda yaşamayı beceremiyorsanız anormalsiniz ve size göre nasıl bilmem ama karşınızdakine göre hiç de iyi bir şey değilsiniz.

Anormal bir yazıya anormal bir ressamdan anormal bir resim yakışır! Tabii ki Salvador Dali 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *